Oyuncu Saadet Işıl Aksoy, bu yıl jüri üyeliğini yaptığı 23. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali'ni 35 Punto'ya değerlendirdi.

Bu yıl 23'üncüsü düzenlenen Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, 14-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirildi. 300'ün üzerinde filmin gösterime girdiği, beyaz perdenin yanı sıra online gösterimlerin de yapıldığı festivalde, atölye çalışmaları, söyleşiler ve diorama sergisi de sinemaseverlerle buluştu.

Festivale katılan filmler, ulusal ve uluslararası dallarda animasyon, belgesel, deneysel ve kurmaca kategorilerinde Altın Kedi Ödülleri için yarışırken; ulusal kurmaca kategorisinde bulunan 13 kısa film, yönetmen Ömer Faruk Sorak başkanlığındaki jüri tarafından değerlendirildi. Jüride ayrıca başarılı oyuncu Saadet Işıl Aksoy, Exxen Genel Müdürü Ümmü Burhan, görüntü yönetmeni Orçun Özkılınç ve yapımcı Zeynep Santıroğlu Sutherland yer aldı.

Oyuncu Saadet Işıl Aksoy, festivale dair görüşlerini 35 Punto'ya aktardı...

  • İstanbul'a döndüğünüzde sektördeki diğer arkadaşlarınıza İzmir Kısa Film Festivali'ni nasıl anlatırsınız?

Gördüğüm kadarıyla bu festival kısa filmcilere ciddi anlamda katkı sağlayan, alan açan bir organizasyon. Para ödülleri, workshoplar, diğer kısa film sektöründe iş yapanlar ile bağlantı kurabileceğiniz fırsatlar… İzmir Kısa Film Festivali’nin bu sektördeki insanlar için büyük bir şans olduğunu düşünüyorum. Yusuf Bey (Saygı) ile de konuştuk. Oscar Akademi’den onay alınan bir festival oluşu başlı başına burayı bir cazibe merkezi haline getiriyor aslında kısa filmciler açısından. Bu yol ile ulusalda kalan değerli içerikler, uluslararası bir alana taşınabilecek. Bu İzmir Kısa Film Festivali’ni çok değerli ve az bulunan bir platform konumuna getiriyor ülkemizde.

  • İzmir’in Altın Kedi’si bir gün Altın Koza, Altın Portakal kadar popüler olabilir mi?

Tabii Antalya ve Adana’da uzun metraj merkezli festivaller yapılıyor. Daha ana akım, daha magazinsel önemi olan işlerin ve kişilerin katıldığı festivaller onlar. Kısa filmin alanı tabii ki biraz daha dar. İşin gerçeği bu. Ancak kısa filmin de belirli bir seyircisi ve sıkı takipçileri var. Biraz daha sektör içi kalan bir alan kısa filmcilik günümüzde. Bizler, oyuncular takip ediyoruz mesela. Yeni yönetmenleri inceliyoruz.

Bir yandan da aslında bunun nasıl pazarlandığı çok önemli. Sadece sinema seyircisi olup, kısa film dünyasını bilmeyen hedef kitleye buraya gelmesi için daha farklı nedenler ortaya koyup, onları buraya çekmek gerekiyor diye düşünüyorum. Yusuf Bey (Saygı) ve Gülen Hanımla (Gözkara Saygı) konuştuğumuzda bu festivalin geleceği için çok umutlanıyorum. Bu festivale maddi yatırımların artması halinde, özellikle İstanbul’un ilgisini çekmemesi için hiçbir sebep yok.