Temmuz ayında yaşanan aşırı sıcak hava dalgaları, iklim değişikliğinin yarattığı "varoluşsal tehdit" konusundaki farkındalığı artırıyor; büyük miktarlarda petrol ve gaz tüketmeye devam etmeyi mazur görülemez hale getiriyor.
Bu yaz bir kez daha dünya çapında meydana gelen aşırı hava olayları, siyasi liderleri “uyanık muhafızlar” yerine felaketin sadece yorumcuları konumuna düşürme riski taşıyor.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, 27 Temmuz'da iklim değişikliğinin "varoluşsal bir tehdit" olduğunu ilan ederken, 100 milyondan fazla Amerikalı rekor kıran sıcaklıklarla karşı karşıya kaldı. Bu arada Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, dünyanın artık "ısınma çağından" ziyade "kaynama çağında" olduğunu belirtti.
Avustralya'da rekor kıran yağışlar, Hindistan ve Pakistan'daki sıcak hava dalgaları ve Alpler'de bir buzulun çökmesi gibi bir dizi olağandışı ve olağanüstü olayın damgasını vurduğu 2022 yılı, küresel farkındalığın hızlanmasına katkıda bulundu. Şimdi, 2023 onay yılı olacak gibi görünüyor. Kaliforniya'nın Ölüm Vadisi'nde sıcaklıklar 56°C'ye kadar yükseldi. Çin'de 52°C'ye, Sardunya'da ise 48°C'ye ulaştı. Klimatologlara göre Temmuz ayı şimdiye kadar kaydedilen en sıcak ay olacak. 2022 yazında Avrupa'da yaklaşık 62 bin ölüm sıcaklığa bağlanmıştı.
Peki bu yıl kaç kişi sıcaklar yüzünden hayatını kaybedecek?
2015 yılında Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını yüzyılın sonuna kadar 2°C'nin çok altında ve tercihen 1°C ile sınırlama hedefini ortaya koymuştu. Ancak sekiz yıl sonra, iklim krizinin gıda üretimi, su temini, insan sağlığı, ulusal ekonomiler ve doğal dünyanın büyük bir kısmının hayatta kalması üzerindeki dramatik sonuçlarının farkındalığı ile alınan önlemler arasında giderek büyüyen bir uçurum mevcut. Böyle giderse her sene sıcaktan hayatını kaybedenlerin sayısı aritmetik olarak değil, geometrik olarak artmaya devam edecek.
Haber: Le Monde
Çeviri: Efe Yelbuğa / 35 Punto