Brezilya ve Yeni Zelanda'yı sular altında bırakan meteorolojik anomali, Türkiye, İtalya, Arjantin ve Kenya’yı kuraklık ile sınıyor. Peki küresel ısınma ve La Niña etkisi meteorolojik dengeyi nasıl değiştiriyor? İtalyan gazetesi La Repubblica'nın haberi bu sorulara yanıt arıyor.
Kuraklık ya da sel... Geçtiğimiz yılın başlarında dünya; uydulardan da gözlemlenebilen aşırı kuraklık olayları (Arjantin, İtalya, Türkiye ve Afrika) ile Yeni Zelanda'dan Brezilya'ya kadar milyonlarca insanın hayatını alt üst eden yıkıcı sel felaketleri arasında ikiye bölünmüş durumda.
Brezilya ve Yeni Zelanda'da Sel Felaketleri
Örneğin Brezilya'da son zamanlarda güneydoğu kıyı bölgelerinde yoğun yağışlar, sel ve toprak kaymalarına neden olurken, şimdiden neredeyse kırk kişi hayatını kaybetti. São Paulo eyaletinde yüzlerce kişi evlerinden tahliye edildi ve çeşitli şehirlerde binlerce turistin beklediği ünlü karnaval etkinlikleri iptal edildi. Brezilya'da metrekareye bir günde 60 cm'den fazla yağmur yağdı: Bu ülke tarihinde kaydedilen en yüksek yağış miktarı oldu. Brezilya’daki doğal afetlerin yüzde 50'si genellikle sel ile ilgili. Bu duruma iklim krizinin ne kadar etkisi olduğu henüz anlaşılabilmiş değil. Ancak, geçmişte birçok çalışma aşırı yağışlar ile iklim değişikliği arasında güçlü bir ilişki buldu: Örneğin, 2020 yılında Minas Gerais bölgesindeki ölümcül sel felaketlerinin, doğanın insan kaynaklı aşırı ısınmasından dolayı meydana geldiği tespit edildi.
Arjantin ve İtalya'da Şiddetli Kuraklık
Arjantin ve yıkıcı yangınlara maruz kalan komşusu Şili, son 60 yılın en kötü kuraklık dönemini yaşıyor. Paraná Nehri tarihin en alçak seviyelerinde. Bu da hidroelektrik enerji üretimini devasa ölçülerde olumsuz etkiliyor. Ancak bu durumdan en fazla etkilenen tarım sektörü ise tabiri caiz ise diz çökmüş durumda. Soya, mısır ve buğday hasatları yapılamıyor ve hayvancılık piyasası da kötüye gidiyor. Üreticiler, kırsal kesimlerin gelirine dayanan milli ekonomi üzerinde ağır yıkımıyla birlikte tahmini 10 milyar dolarlık bir ekonomik zararla karşı karşıya kalabilirler.
Arjantin'deki son on iki aylık kuraklık detaylarını analiz eden çalışmalar iklim krizinin, su sıkıntısının ana nedeni olmadığını iddia ediyor. İklim krizi elbette, hava durumlarını etkiler ancak asıl etkilerin özellikle üç yıl üst üste gerçekleşen iklim olayı La Niña'dan kaynaklandığı söyleniyor. Yoğun sıcaklık dalgaları, bu bölgedeki yüksek sıcaklık ve düşük yağış olasılığını artırıp, bitkilerdeki ve topraklardaki nem miktarını azaltarak hasarları büyük boyutlara ulaştırıyor.
La Nina Nedir?
La Niña, Büyük Okyanus'ta görülen bir iklim olayıdır ve El Niño'nun zıddı olarak bilinir. Büyük Okyanus'ta soğuk suların artması ve normalden daha güçlü rüzgarların esmesiyle karakterizedir. La Niña, dünya çapında hava koşullarını ve iklimi etkiler ve genellikle El Niño'nun etkileriyle tersine çevirir. La Niña döneminde, Pasifik'in doğu kıyıları daha yağışlı hale gelirken, batı kıyıları daha kuru hale gelir. Bu nedenle, La Niña, çeşitli hava olaylarını etkileyen birçok faktörü değiştirebilir: kasırgalar, kuraklık, seller ve sıcaklık değişiklikleri gibi. La Niña olayları genellikle 9-12 ay boyunca devam eder, ancak bazen daha uzun sürebilir.
Kenya'da Kuraklık Hayvanları Öldürüyor
La Niña ile iklim krizinin kombinasyonu, Kenya'dan Somali'ye kadar milyonlarca insanın hayatını alt üst eden ve son 40 yılın en yoğun kuraklığının yaşandığı Cibuti'de, açlık ve ölümlere sebep olmaya devam ediyor.
İtalya Kuraklıkla Karşı Karşıya
İtalya da bu yılın başında özellikle su kaynakları ve tarımsal hasat açısından endişe verici bir kuraklık yaşıyor. İlkbaharda yağmur yağmazsa İtalya’da bu yaz 2022'den daha kurak olacak. (Coldiretti tahminlerine göre, 2022 yaz kuraklığı tarım için 6 milyar euro zarara yol açmıştı.)
Po Nehri’nin bazı bölgeleri kurumuş durumda, Garda Gölü kış mevsiminde neredeyse hiç görülmemiş seviyelere çekilmiş durumda. Şubat'ın ortasında İtalya'da Cima Vakfı verilerine göre beklenen ortalama kar yağışının neredeyse yarısı bile yağmadı. Piemonte'de yağışların azalması gerçekten dramatik: 400 günden beri bölgede uzun süreli yağmur yağmıyor. Peki İtalya'da neden yağmur ve kar yağmıyor? Bunda iklim krizi ne kadar etkili?
CNR iklim fizikçisi Antonello Pasini, konuyu La Repubblica’ya şöyle açıklıyor: "Antropik kökenli küresel ısınmanın artması, sadece ortalama sıcaklıkları değil, aynı zamanda basıncı da değiştiriyor. Akdeniz'de tam da bu oldu: Önceden Azorlar'dan yüksek basınç sistemleri veya Atlantik kaynaklı bozukluklarla birlikteyken, şimdi güney-kuzey ve tersi yönünde daha da fazla hareket ediyor."
Bu nasıl etkiliyor? Örneğin, Alpler'de güneyden akım geldiğinde kar yağardı. Ancak şimdi güney-kuzey dolaşımından gelen hava daha önceki yıllardan daha sıcak ve bu da sadece daha yüksek rakımlarda kar yağmasına veya fırtınaların yön değiştirmesine neden oluyor. Sonuç olarak, senede 300-400 metre kar kaybediyoruz; yani Po Nehri ve Padana Ovası için temel olan su kaynaklarını kaybediyoruz. Bu su kaynaklarının zenginliği yağmurdan çok kar yağışına bağlıdır. Kuzeyden gelen dolaşımlar geldiğinde, bunlar Alplerde etkili olur ve sonuç olarak bizde kar yağmaz, sadece Avrupa'nın doğu yamacında kar yağar. Bu nedenle, İtalya'da şekillenen kuraklık, basınç ve rüzgar değişiklikleriyle bağlantılıdır. Bu da küresel ısınmayla ilgili olaylarla bağlantılıdır.
The Cross Dependency Initiative adlı dünya lideri risk analizi grubuna göre, akım değişikliği ve iklim krizinin etkisiyle bağlantılı olan bir faktörler karışımı özellikle İtalya'nın Kuzey ve Kuzeybatısını etkiliyor. Yeni yayınlanan bir raporda, Veneto, Lombardiya ve Emilia-Romagna'nın, Avrupa'nın en yüksek derecede meteorolojik olaylara ve iklim değişikliğine maruz kalan bölgelerinin dördüncü, beşinci ve sekizinci sırasında olduğu belirtilmektedir.
Haber: Giacomo Talignani / La Repubblica
Çeviri: Efe Yelbuğa / 35 Punto