İtalyan gazetesi La Repubblica'da yer alan haber, kent merkezleri ile kırsal alanlardaki sıcaklık farklılıklarının etkisini ortaya koyuyor ve ülkemizin de yüzde 93'ünü etkileyen 'ısı adası' fenomenini irdeliyor.
Şehirlerin belirli bölgeleri arasındaki sıcaklık farkı biz fark etmesek de hayatımızı kötü yönde etkiliyor. Sıcak havayı, boğazı sıkıştıran bir mengeneye benzetebiliriz. Sokaktaki asfalt sıcaklığı tutuyor, yansıtıyor ve binalar arasında sağlıklı rüzgarların oluşmasına dahi engel oluyor. Beton, asfalt, bitki örtüsü eksikliği; kentsel alanlarda, köylere ve kırsal alanlara göre daha sıcak bir mikro iklimin oluşmasına neden oluyor. Bu, ısı adası adı verilen etki, insanların sağlığı ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerinin çok büyük olduğu gözlemlenen bir yapay mikro iklim hareketi olarak adlandırılıyor.
Isı adası nedir?
18. yüzyılın sonlarında bilim dünyasını “ısı adası” fenomeni ile tanıştıran Luke Howard’a göre daha yüksek ısı yoğunluğu gözlemlenen mahalleler ve şehir merkezleri, yüksek bina yoğunluğuna sahipken; göller, nehirler, yeşillik ve ağaçların bulunduğu bölgelerde endemik ısı farklılıkları yok denecek kadar az. Isı adalarının şehirler üzerindeki etkileri, atmosfer koşulları, mevsimler ve günün saatlerine göre değişmekte olup, son yıllarda iklim değişikliğinin sıcaklık artışına olan etkisi, bu fenomeni yeniden gündeme getirdi ve konu hakkında daha fazla strateji geliştirilmesi ve büyük metropoller üzerindeki etkilerini anlamak için yapılan çalışmaların artmasına neden oldu.
Isı adaları Türkiye'nin yüzde 93'ünü etkiliyor
Isı adaları pratik olarak herhangi bir kentsel yoğunlaşma sonucu ortaya çıkabilir. Ancak bir milyondan fazla nüfusu olan büyük şehirlerde ısı adalarının etkilerini hafifletmek için araştırmalar yoğunlaşmıştır. Dünya nüfusunun yarısından fazlası artık şehirlerde yaşıyor. Özellikle Türkiye’de, il ve ilçe merkezlerinde yaşayan insanların sayısı 79 milyon, yani nüfusun yaklaşık yüzde 93’ü. Giderek daha fazla sayıda merkez belediye oluşuyor. Yakın tarihe kadar tarım alanı, doğal bitki örtüsü veya orman olan alanlar, kontrolsüz biçimde asfalt ve binalar tarafından işgal ediliyor. Bu değişim ısı adalarının sayısının artmasına ve büyük şehirlerde iklimin bozulmasına sebep oluyor.
Isı dalgaları deprem gibidir. Tek farkı insanları bir anda değil, zaman içinde etkilemesidir. İnsanlık kendi yarattığı bu afetin etkilerini azaltmak için gerekeni yapmadığı durumlarda farkında olmadan büyük hasarlara ve hatta ölümlere neden olur. Kentsel ısı adaları sorununu azaltmanın en iyi yolu, her şeyden önce hangi şehirlerin nasıl ısı adalarına sahip olduğunu anlayıp, amiyane tabirle fırınlara dönüşme olasılığı en yüksek olan yerleri tespit etmektir. Bunu yapmak için tek ihtiyacımız olan şey ise uydu teknolojisinden faydalanmak.
Meteoroloji istasyonları her gün hava sıcaklığını ölçüyor. Ancak tüm mahalleleri, tek tek görebileceğimiz bir detaylı çalışma yapmak bu yöntem ile mümkün değil. Uydu termal kameraları ise tüm bölgeyi kesintisiz olarak gözlemleyebilme kudretine sahip.
Kent merkezlerinde ortaya çıkan ısı adaları, etkisini yalnızca gündüz göstermez. Ölçüsüz betonlaşma ile gün boyu güneşten soğurulan ısı, gece boyunca ısı adalarının etkisinin devam etmesine sebep olarak rahatsızlığı artırır. Kırsal bölgelerde ise durum farklıdır. Isı adaları kırsalda geceleri etkisini büyük oranda kaybeder. Çünkü yeşil alanlar, zeminin beton, asfalt ve binalarla kaplı olduğu yerlere göre daha hızlı soğur.
Isı adalarının etkisini azaltmak için yerel ve merkezi yönetimler ne yapmalı?
Konunun uzmanı olan ve ısı adalarının etkisini azaltmak için Roma Belediyesi’ne danışmanlık hizmeti veren Francesca Giordano, aynı şehrin merkezi ile kırsalı arasındaki sıcaklık farkının 3 santigrat dereceye ulaştığını ve bunun toplum sağlığını orta-uzun vadede çok kötü etkileyeceğini aktarıyor. Artık yerel ve merkezi yöneticilerin, konunun uzmanları ile çalışarak projeler geliştirmelerinin bir gereklilik olduğunu vurgulayan Giordano, ısı adalarının, deprem kadar tehlikeli olduğunu lakin sonuçlarının zamana yayılması sebebiyle deprem kadar önemsenmediğini söyledi.
Çeviri - Derleme: Efe Yelbuğa / 35 Punto